Archive for Şubat, 2008

Kolera Günlerinde Aşk – Love in the Time of Cholera

Cuma, Şubat 29th, 2008

liseli kızlar indirFlorentino Ariza (Javier Bardem) romantik ve şair ruhlu bir telgraf memurudur. Zengin bir tüccarın kızı olan Fermina Daza’yı (Giovanna Mezzogiorno) gördüğü anda hayatının aşkını bulduğunu anlar. Peş peşe yazdığı tutku dolu aşk mektuplarıyla genç kızın yüreğinde kıpırtılar uyandırmayı başarır. Ancak genç kızın tüccar babası (John Leguizamo) bu ilişkiyi öğrenince öfkeye kapılır ve onları sonsuza kadar ayırmaya yemin eder. Fermina, seçkin bir aristokrat olan Dr. Juvenal Urbino (Benjamin Bratt) evlenir.

Juvenal bölgeyi esrarengiz bir şekilde kuşatan kolera hastalığıyla baş etmek için düzen ve ilaç getiren bir doktordur. Evlendikten sonra eşini Paris’e götürür ve uzun yıllar boyunca orada yaşarlar. Sonunda Cartagena’ya geri döndüklerinde Fermina ilk aşkını çoktan unutmuş gibi görünür. Ancak Florentino aslında ilk aşkını hiçbir zaman unutmamıştır. Florentino, artık gemi sahibi varlıklı bir erkektir ve hala Fermina’nın aşkıyla yanıp tutuşmaktadır. Kalbi sabırlıdır ve hayatının kadınıyla yeniden bir arada olma fırsatı için ömür boyu bekleyecektir.’

Fragman

No Country For Old Men / İhtiyarlara Yer Yok

Çarşamba, Şubat 27th, 2008

    Şiddet, kargaşa ve uyuşturucu trafiğinin birbirini izlediği bir öykü. Kendi başına sessiz sakin bir hayat süren avcı Moss, kötü giden bir uyuşturucu pazarlığına tanık olur ve şans eseri iki milyon dolarlık bir çantaya sahip olur. Uyuşturucunun esas sahibi, şimdiye kadar az rastlanır canilikte biri olan Anton Chigurh’u kayıp paranın peşine takar. Moss ve Chirgurh arasında oldukça ilginç bir kovalamaca başlar.

Hayattan Korkma Filmi

Salı, Şubat 26th, 2008

HAyattan korkmaFilm bir kasabada kendilerine yetecek kadar üreten, ürettiği ile yaşayıp giden üç ailenin öyküsünü konu alıyor. Mandıracılık yapan Talat, tavuk yetiştiren Bedrettin ve babadan kalan fırınında ekmek üreten Rıfkı, doğduklarından beri aynı kasabada yaşayan, çoluk çocuğa karışmış, çocukluklarından beri birbirlerinden hiç ayrılmamış üç arkadaştır. Talat’ın çocuğunun hastalanması ile hayat bir anda değişmeye başlar.


Mülteci Filmi

Pazartesi, Şubat 25th, 2008

Şivan, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan, 20 yaşında bir gençtir. Şivan’ın dedesi Şaho, varlığını sürdürebilmek için hem devlet güçlerine hem de bölgede güçlü olan örgüte mesafeli duran Givdanlı aşiretinin ağasıdır. Şivan, sevdiği kız Berfin ile tarlada buluştuğu bir gün, tarlaya sabotaj düzenlenir ve köyün tüm harmanı yakılır. Olay üzerine başlayan polis sorgusu, olay anında tarlada olduğu kanıtlanan Şivan’ın hayatını geri dönülmez bir şekilde değiştirir. Sorguya alınan Şivan, hem polis ve örgütün arasında kalmıştır. Torununun hayatının tehlikede olduğunu düşünen dedesi Şaho, Şivan’ın yurtdışına çıkarılmasını sağlar. Bir şebeke aracılığıyla Almanya’ya kaçırılan Şivan, burada bir sığınmacılar kampına yerleştirilir. Ne var ki dilini bilmediği bu ülkede Şivan’ı Türkiye’de yaşadığı deneyime farklı boyutlar ekleyecek bir sınav beklemektedir.

7 Mart 2008 Sinemalarda

FRAGMAN

Ratatouille – Aşçı fare

Pazartesi, Şubat 25th, 2008

2008 En iyi animasyon Filmi: Ratatouille
Aşçılık tutkusu nedeniyle ailesi tarafından bile dışlanan Remy, bir kaza sonucu kendisini Paris’in altındaki kanalizasyonlarda bulur. Şans eseri düştüğü yer, artık yaşamayan ünlü Fransız aşçı Auguste Gusteau’nun yaptığı birbirinden güzel yemekler sayesinde üne kavuşan ve dünyanın en ünlü yemek eleştirmenlerinin müdavimi olduğu bir restoranın tam altıdır. Aşçı olma tutkusuyla yanıp tutuşan küçük faremiz tam idealindeki yere düşmüştür.

Fragman


No Country For Old Men’e 4 dalda Oscar

Pazartesi, Şubat 25th, 2008

80. OSCAR ÖDÜLLERİNİ KAZANANLAR
En iyi film: No Country for Old Men
En iyi yönetmen: The Coen Brothers – No Country for Old Men
En iyi erkek oyuncu: Daniel Day-Lewis – There Will Be Blood
En iyi kadın oyuncu: Actress: Marion Cotillard – La Vie En Rose
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Javier Bardem – No Country for Old Men
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Tilda Swinton – Michael Clayton
En iyi özgün senaryo: Diablo Cody – Juno
En iyi uyarlama senaryo: Joel and Ethan Coen – No Country for Old Men
En iyi yabancı film: The Counterfeiters – Avusturya
En iyi animasyon: Ratatouille
En iyi kısa metrajlı animasyon film : Peter and the Wolf
En iyi kısa metrajlı belgesel film: Freeheld
En iyi uzun metrajlı belgesel film: Taxi to the Dark Side
En iyi sanat yönetmeni: Sweeney Todd
En iyi görüntü yönetmeni: Robert Elswit (Kan Dökülecek-There Will Be Blood)
En iyi kostüm: Alexandra Byrne (Elizabeth: Altın Çağ)
En iyi makyaj: Didier Lavergne ve Jan Archibald (La Vie en Rose-Kaldırım Serçesi)
En iyi şarkı: “Falling Slowly” – Once, Glen Hansard ve Marketa Irglova
En iyi görsel efekt: The Golden Compass
En iyi özgün müzik : Dario Marianelli (Atonement)
En iyi kurgu: The Bourne Ultimatum
En iyi kısa metrajlı film : Live Action Short: Le Mozart Des Pickpockets
En iyi ses kurgusu : The Bourne Ultimatum
En iyi ses miksajı: The Bourne Ultimatum

Kalbini Dinle – August Rush

Pazartesi, Şubat 25th, 2008

12 yıl önce Washington Square Meydanı’na bakan ay ışığının aydınlattığı bir yerde genç çellist Lyla Novacek (KERI RUSSELL) ve İrlandalı karizmatik şarkıcı Louis Connelly (JONATHAN RHYS MEYERS) birlikte bir sokak çalgıcısının “Moondance” şarkısını yorumlamasını dinlerler ve birbirlerine aşık olurlar. Müziğin dilini paylaşarak aralarındaki bağ daha da karşı konulmaz ve güçlü bir hal alır.. ama kısa sürecektir.

Hayatının en romantik gecesinin ardından Lyla Louis’e yeniden buluşma sözü vermiştir. Ama tüm karşı çıkmalarına rağmen babası (WILLIAM SADLER) onu bir sonraki konserine gitmeye zorlar. Geride kalan Louis onun kendisini umursamadığını düşünmüştür. Üzgün bir haldeyken Louis artık müziğe devam etmeyi imkansız bulmuş ve bırakmıştır. Bu arada Lyla da kayıp aşkının tek umudu olan doğmamış çocuğunu bir araba kazası sonrası kaybettiğini sanmıştır. Yıllar geçmiştir ama ikisi de gerçeği bilmemektedir. Lyla’nın babası tarafından gizlice başkasına verilen bebek artık büyümüş ve sıra dışı bir şekilde yetenekli bir çocuk olmuştur. Çevresinde müziği hayatın ritmlerinde duyar. Rüzgarın sesini buğday tarlasından gelen seslerle birleştirerek güzel bir senfoniye dönüştürebilmektedir. Şartlar yüzünden yetim kalan çocuk anne babasının hayatta olduğuna ve onları istediği kadar onların da kendisini istediğine inanmaktadır.

Onları aramaya kararlı olan çocuğun yolu New York City’e düşmüştür. Orada tek başına sokaklarda gitar çalarak geçimini sağlamakta ve terkedilmiş Fillmore East Tiyatrosu’nda esrarengiz sihirbazın (ROBIN WILLIAMS) koruması altında kendisi gibi onlarca çocukla birlikte yaşamaktadır. O gece ilk kez bir gitar alır ve kendi sıra dışı tarzıyla inanılmaz bir performans sergiler. Bu eğitimsiz çocuğun bu kadar tutkulu çalışından etkilenen sihirbaz ona August Rush ismini verir ve ona müziğin ruhu canlandırıcı gücünü gösterir. Sihirbazın genç dahi için büyük planları vardır ama August için müziğinin daha önemli bir amacı vardır. Ailesini bulma umudundan hiç vazgeçmeyen Rush onların bir yerlerde kendisini beklediğini bilmektedir. Müziğini duyarlarsa onu bulacaklarına inanmaktadır.

August’tan habersiz olan ailesi çoktan yolculuklarına başlamışlardır. Oğlunun hayatta olduğunu öğrenen Lyla onun yerini bulmak için sosyal işçi Richard Jeffries (TERRENCE HOWARD)’in yardımını almakta, hala tek gerçek aşkının hatıralarının gölgesinde yaşayan Louis ise kendisini müziğe dönmüş olarak ilk tanıştıkları yere doğru giderken bulur. Hayatın getirdikleriyle birbirlerinden ayrı düşen ancak sevgi ve müzikle birbirlerine bağlı olan Lyla, Louis ve August kaybettikleri ve hayatlarını sonsuza dek tamamlayacakları şeyi.. birbirlerini aramaktadırlar.

Fragman


Göz – The Eye Filmi

Pazar, Şubat 24th, 2008

Tür : Dram / Korku / Gerilim
Gösterim Tarihi : 29 Şubat 2008
Yönetmen : Xavier Palud , David Moreau
Senaryo : Sebastian Gutierrez , Jo Jo Yuet-chun Hui
Yapım : 2008, ABD

Oyuncular

Jessica Alba (Sydney Wells) , Parker Posey (Helen Wells) , Alessandro Nivola (Dr. Paul Faulkner) , Rachel Ticotin (Rosa Martinez) , Chloe Moretz (Alicia Millstone) , Tamlyn Tomita (Bayan Cheung)
Sydney Wells Los Angeles’ta yaşayan başarılı bir konser viyolonistidir. Çocukluğunda yaşadığı trajedi, görme yeteneğini kaybetmesine neden olmuştur. Hayatı boyunca beklediği çifte kornea nakli ameliyatı geçirerek görme yeteneğine kavuşur. Ameliyattan sonra Sydney, göz doktoru Dr. Paul Faulkner’ın yardımı ve ablası Helen’in desteğiyle tekrar görmeyi öğrenir.

Ancak Sydney’in mutluluğu kısa ömürlü olacaktır; karanlık ve korkutucu imgeler, açıklanamaz bir şekilde genç kadına musallat olur. Bu görüntüler ameliyatın geçici bir yan etkisi midir, Sydney’in zihninin görmeye alışırken verdiği tepki midir, hayal gücünün bir ürünü müdür yoksa korkutucu derecede gerçek midir?

GÖZ/THE EYE, algı ve gerçekliğin sınırlarını test eden, kanınızı donduracak bir doğaüstü gerilim.

Fragmanı 


Plajda

Pazar, Şubat 24th, 2008

Çocuk tiyatrosunda oyunculuk yapan Ali ve Can aynı evde yaşayan ve geçim sıkıntısı çeken iki kankadır. En büyük hayalleri iyi birer oyuncu olup sinema filmlerinde yer almaktır. Ama piyasada tek tanıdıkları kişi casting işleri yapan menajerleri Ceyda’dır.

Ali ve Can günün birinde davetli olmadıkları bir film tanıtım partisine giderler. Amaçları “Plajda” isminde bir gençlik filmi çeken ünlü yönetmen Kemal Engin’e kendilerini göstermektir. Ama filmdeki tüm roller ayarlanmıştır ve sadece iki çirkin kadın oyuncuya ihitiyaç vardır. Aradıklarını bulamayan ikili parti çıkışı otoparkta bir anda mafya hesaplaşmasının ortasına düşerler.

Menajerlerine yakarıp yalvaran ikili, kadın kılığına girerek film ekibine dahil olurlar. Bu arada filmin başrol oyuncusu Zeynep Nehir’le tanışan Can ona aşık olur.

Bir yandan filmin çekimleri devam ederken bir yandan da mafya, çekimin yapıldığı otele gelir. İşler tamamen karışıp birbirine girer.

Osmanlı Cumhuriyeti

Pazar, Şubat 24th, 2008

Tür : Komedi / Tarihi
Yapım : 2008, Türkiye
Filmde Atatürk’ün hiç lider olmaması, Kurtuluş Savaşı’nın yapılmamasıyla Osmanlı Cumhuriyeti’nin günümüze uyarlanmış devamı anlatılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti yerine Osmanlı Cumhuriyeti’nin devam etmesi, Ankara’nın başkent olmaması, tabelaların, plâkaların hem Türkçe, hem Arapça olması, padişahın kaftanının altında takım elbise olması gibi trajikomik hikayeler ve ayrıntılar yer alıyor.

Son Haberler